İşleminiz gerçekleştirilirken lütfen bekleyiniz.

Please wait


Makale Detayları

[Türkçe .pdf]
Biga Yarımadası’ndaki Granitoyitlerin (KB Anadolu, Türkiye) Petrolojik ve Jeokimyasal Özellikleri
Başlık: Biga Yarımadası’ndaki Granitoyitlerin (KB Anadolu, Türkiye) Petrolojik ve Jeokimyasal Özellikleri
Yazarlar: Ümit AYDıN, Pınar ŞEN, Öner ÖZMEN, Erdal ŞEN
Anahtar Kelimeler: Biga Yarımadası, granitoyit, akışkan ve sediman ergimesi, metasomatizma,
Özet:

Kuzeybatı Anadolu’da Anatolid-Torid platformunun Sakarya kıtası ile Geç Kretase-Erken Tersiyer döneminde 11 çarpışması sonucu geniş yayılımlar sunan magmatizma gelişmiştir. Biga Yarımadası’nda geniş alanlar kaplayan 12 granitoyitik kütleler de, Neo-tetis’in kuzey kolunun kapanmasını takiben gelişen çarpışma sonrası magmatizmanın 13 ürünleri olup, Eosen ve Oligo-Miyosen olmak üzere iki farklı evrede gelişmiştir. Eosen yaşlı magmatik kütleler 14 sırasıyla granit ve diyorit-granodiyorit bileşimli Karabiga, Güreci, Kuşçayır ve Dikmen granitoyitleridir. Oligo15 Miyosen yaşlı magmatik kütleleri ise diyorit, granodiyorit, monzonit ve Q-monzonit bileşimli Sarıoluk, Yenice, 16 Kestanbol, Eybek, Evciler, Çamyayla ve Alanköy granitoyitleri oluşturmaktadır. Her iki evreye ait granitoyitler 17 birbirine benzer jeokimyasal özelliklere sahip olup, metaalümino-peralümino karakter sunmakta ve çarpışma 18 sonrası granitler bölgesinde yer almaktadır. Biga Yarımadası granitoyitlerinin iz element dağılımları genel olarak 19 birbirine benzer yönelimlere sahiptir. Tüm granitoyitler yüksek değerlikli katyonlar (HFS elementler; Nb, Ta, Ti, 20 Zr ve Hf) bakımından fakirleşme göstermekte olup, üst kabuk ve GLOSS (Global Subducting Sediman/küresel 21 dalan sediman) ile temsil edilen iz element dağılımlarına benzer yönelimler sunmaktadır. Bununla birlikte, Oligo22 Miyosen yaşlı Sarıoluk, Yenice-Çakıroba, Kestanbol, Evciler, Çamyayla, Alanköy ve Eosen yaşlı Karabiga, 23 Güreci ve Kuşçayır granitoyitleri üst kabuk ve GLOSS’tan daha yüksek Th ve U içeriğine, Dikmen, Yenice24 Hamdibey, Yenice-Eskiyayla ve Eybek granitoyitleri ise düşük Th içeriklerine sahiptir. Biga Yarımadası 25 granitoyitlerinin iz element dağılımları, granitoyitlerin gelişiminde fraksiyonel kristalleşme ve kabuksal katılımın 26 orta seviyede rol oynadığını, kısmi ergime sürecinin de jenezde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bununla 27 birlikte, iz element oranları magmatizmanın jenezinde yitim bileşenlerinin varlığına işaret etmektedir ve Rb/Ba ve 28 Rb/Sr oranları magmatizmanın kabuksal ergimeler sonucu değil, mantosal malzemenin ergimesi ile oluştuğunu 29 göstermiştir. Buna göre, çarpışma sonrası ortamda gelişen Biga Yarımadası granitoyitlerinin, yitim bileşenleri 30 (Neo-Tetis’in kuzey kolunun Sakarya kıtası altına dalması sırasında) tarafından önceden metasomatize olmuş 31 litosferik manto kaynağından türediği gözlenmiş olup, Rb, Cs, Th, La ve Sm elementlerinde gözlenen değişimler 32 de, litosferik mantonun akışkan ve sediman egimesi ile metasomatizmaya uğradığına işaret etmiştir. Sonuç olarak, 33 jeokimyasal veriler, çarpışma sonrası ortamda gelişen granitoyitlerin akışkan ve ergiyik metasomatizmasına 34 uğramış bir litosferik manto kaynağın kısmi ergimesi ile oluştuğuna işaret etmektedir. 

DOI: 10.19111/bulletinofmre.466522

Details

[English .pdf]
Petrological and Geochemical Features of Biga Peninsula Granitoids, NW Anatolia, Turkey
Title: Petrological and Geochemical Features of Biga Peninsula Granitoids, NW Anatolia, Turkey
Authors: Ümit AYDıN, Pınar ŞEN, Öner ÖZMEN, Erdal ŞEN
Keywords: Biga Peninsula, granitoid, aqueous fluids, sediment melt, metasomatism,
Abstract:

In Northwest Anatolia, magmatism exposed over large areas due the collision between the Anatolide-Tauride platform and Sakarya continent developed during the Late Cretaceous-Early Tertiary period. The granitoid rocks covering large areas in the Biga Peninsula are products of post-collisional magmatism following the convergence of the northern branch of the Neotethyan Ocean; and formed in two different stages of the Eocene and Oligo-Miocene. Eocene-aged Karabiga, Güreci, Kuşçayır and Dikmen granitoids are granite and diorite-granodiorite in composition, respectively. Sarıoluk, Yenice, Kestanbol, Eybek, Evciler, Çamyayla and Alanköy granitoids are of Oligo-Miocene age and are diorite, granodiorite, monzonite and Q-monzonite in composition. The granitoids of both these stages have similar geochemical features and both exhibit metaaluminous-peraluminous characteristics and geochemical signatures indicating post-collisional tectonic setting. Generally, trace element patterns of Biga Peninsula granitoids show similar trends with depletion in high field strength (HFS) elements (Nb, Ta, Ti, Zr and Hf) and they are almost similar to the trace element patterns of upper crust and GLOSS (Global Subducting Sediment. But, Oligo-Miocene Sarıoluk, Yenice-Çakıroba, Kestanbol, Evciler, Çamyayla, Alanköy and Eocene Karabiga, Güreci and Kuşçayır granitoids have higher Th and U content relative to upper crust and GLOSS. Dikmen, Yenice-Hamdibey, Yenice-Eskiyayla and Eybek granitoids have lower Th content. The trace element distribution diagrams of Biga Peninsula granitoids indicate that fractional crystallisation and crustal contamination have moderate role in the evolution of granitoids, partial meting is also effective in the genesis.  However, trace element ratios indicate subduction zone components in the genesis of magmatism and Rb/Ba and Rb/Sr ratios in Biga Peninsula granitoids suggest mantle melting rather than crustal melting. Accordingly, Biga Peninsula granitoids developing in the post-collisional setting were derived from a previously metasomatised lithospheric mantle source, which was enriched during northward subduction and closure of the northern branch of the Neo-Tethys Ocean beneath the Sakarya zone, since the variations in Rb, Cs, Th, La and Sm elements reveal that the lithospheric mantle was mesomatised by both aqueous fluids and sediment melts.Consequently, geochemical data indicate that the granitoids developing in a post-collisional setting were generated by the partial melting of a lithospheric mantle source which was subjected to aqueous fluid and sediment melt metasomatism.

DOI: 10.19111/bulletinofmre.466522

 


 
MTA Bilgi İşlem Koordinatörlüğü - 2013/2019